Türkiyede Bulunan Lale Çeşitleri Nelerdir?

Türkiyede Bulunan Lale Çeşitleri Nelerdir?

Selçukluların Anadolu’ya taşıdığı çiçek Bizanslılar tarafından Lale çeşitleri çok farkedilemedi. Bu dönemde Türkler saray bahçele -rinde Lalenin güzelliği...

Türkiyede Bulunan Lale Çeşitleri Nelerdir?
Üretimi ve tüketimi en çok yapılan türlerden biri olan lale (Tulipa) dır. Soğanlı bitkilerin dünyasında, Zambakgiller (Liliaceae) familyasının en önemli cinsi olan Lale (Tulipa)’nin, genellikle kuzey yarım kürede doğal olarak yetişen 120 türü vardır. Muş lalesi’de bunlardan birisidir.
 
Lalenin cinsleri
Monokotiledonlar sınıfı, Liliiflorae (liliales) takımı, Liliaceae familyasından yer alan lale ile ilgili son yıllarda yapılan filogenetik çalışmalar sonunda 4 alt cinse ayrılmıştır. Bunlar;
 
Tulipa subgenus Orithyia,
Tulipa subgenus Clusianae,
Tulipa subgenus Eriostemones,
Tulipa subgenus
 
Lalenin tulipa türlerine verilen genel bir ad olduğu bilinmektedir. Soğanlı, otsu, çok yıllık, kırmızı, sarı, beyaz ağırlıkta değişik renklerde çiçekli bitkileri kapsayan ve Türkiye’de 18 kadar yabani lale türünün de yetiştiğini vurgulamıştır.
 
Lale çiçeğinin orjini
Tulipa L. cinsinin ilk gen merkezi Orta Asya’daki Pamir Alai ve Tien Shan dağlarının olduğu bölgedir. Çeşitlilik bu bölgeden oluşmuş, bunun sonucunda Fas’tan batı Avrupa’ya, doğudan batı Çin’e kadar yayılım göstermiştir. İkincil gen merkezi ise Kafkaslardır. Orijinal türleri belirlenemeyen bu laleler, bir grupta toplanmış ve bu gruba Tulipa gesneriana L. adı verilmiştir. Günümüzde üretilen çeşitler esasen Tulipa gesneriana orijinli laleleri içermektedir. İkinci kültürü yapılan grup ise Darwin melezleridir.
 
 
Lale’nin yayılması
Modern lalelerin orijinleri kesin olarak bilinmemekle beraber 16. yy da Türkiye ve İran’dan Avrupa’ya giriş yaptığı düşünülmektedir. Bahçe laleleri birçok sınıflara ayrılmaktadır.
 
Lale nerede yetişir?
Lale, Anadolu’nun dağlık bölgeleri, Kafkasya, Himalayalar’ ın 4000 m. ye kadar olan yüksekliklerinde, yazın kuru ve sıcak, kışın soğuk ve nemli geçen iklime sahip bölgelerde doğal olarak yetişmektedir. Doğada bulunan laleler arasında yapılan melezlemeler sonucu elde edilmiş 5000’in üzerinde lale bulunmaktadır.
 
Kültür çeşitlerinin sınıflandırılması, çoğunun orijinlerinin belli olmaması nedeniyle yapılamamaktadır. Kültür varyeteleri çoğunlukla diploid (2n=24) olup arada triploid vetetraploidlere de rastlanmaktadır. Lalelerde genel olarak bitki boyları 15-60 cm, sap uzunluğu 5-50 cm, soğan çapı ise 2,5-4 cm arasında değişmektedir.
 
Türkiyede Bulunan Lale Çeşitlerinden Önemli Lale türleri;
 
Tulipa gesneriana:
Soğanları yumurta biçiminde olup farklı renkte çiçekleri vardır. Bahçe ve kesme çiçekçilikte kullanılan lale türüdür. Tulipa gesneriana, birçok lale türü ile melezlenerek bugün ki elde edilmiş kültür formlarının atası durumundadır.
 
Tulipa gesneriana var. furcia (Türk lalesi, papağan lalesi):
Tulipa gesneriana’ nın çiçek formunu koruyarak iri yapılı ırkını teşkil eder. Çok süslü canlı ve değişik güzel renkli çiçeklere sahiptirler. Bu sebeple çok değer kazanmışlardır. 20-30 cm boy yapabilen bitkilerdir. Çiçek sapları eğiktir veya çiçek büyüklüğü nedeniyle eğilme gösterir. Yaprakları grimsi yeşil, hafif veya fazla dalgalıdır.
 
Çiçek yaprakları dışa fazla açık, gayri muntazam dalgalı ve 12 cm uzunluğundadır. Renkleri canlı kırmızıdan koyu sarıya kadar değişimler gösterir. Papağan yeşili, sarımsı yeşil, turuncu çizgi, leke ihtiva eder. Her yıl düzenli olarak açmayabilir.
 
Tulipa acuminate Vahl. (Sivri uçlu lale):
Soğanları yumurta biçiminde ve 2,5-3 cm çaplıdır. Çiçek çapı 30-40 cm boyunda, ekseri eğik çizgilidir ve çiçekler kokmaz.
 
Çiçek renkleri nar kırmızısı renginde, bazen de sarı, beyaz veya alaca renklidir. Nisan ayında çiçek açar. Çiçekleri 7-11 cm uzunluğundadır.
 
 
Tulipa seratine reboul (Geç çiçek açan lale):
İtalyan orijinlidir. Çiçekleri 4-5 cm uzunluğunda parlak sarıdır. Mayıs ayında çiçek açar. Yaprak sayısı en fazla olup oluksu biçimde ve kenarları içe kıvrıktır.
 
Tulipa suaveolens Rth. (Güzel kokulu lale):
Güney Avrupa’da doğal olarak yaşar. Çiçekleri 10-30 cm uzunluğunda, dik yapılı ve çan biçimindedir. Çiçekler genellikle güzel kokulu parlak kırmızı renkli, pembe veya sarı kenarlı, alaca ve nadiren de olsa tamamen sarı renklidir. Yaprakları 3-6 adet, oldukça düz ve alt yapraklar şeridimsidir. Bahçelerde T. suaveolens orijinli erkenci veya turfanda çiçekçilikte kullanılan pek çok kültür formu vardır.
 
Tulipa kaufmanniana (Kafkas lalesi):
Türkistan orijinlidir. 20-25 cm kadar boy yapar. Çiçekleri daha tomurcuk devresinde renklenir. Çiçekleri sarı üzeri dışa doğru pembeleşir. Çiçekler mart ayında çiçek açar. Genel olarak nilüfer çiçeğine benzer. Yaprakları uzun, şeridimsi, mavimsi yeşil renklidir.
 
Tulipa sintenisii Baker – Muş lalesi
Muş lalesi’nin değerlendirilmesi sonucunda, diğer lale türlerinden ayırt edici bazı özellikleri şöyle belirlenmiştir. Tunik, hemen hemen tüysüz; çiçekler kırmızı, bordo, pembe ve nadiren sarı renkte;
 
çiçeklerin, üçü içte üçü dışta olmak üzere altı taç yaprağından içtekiler üçte bir oranında daha ince ve taç yaprakların dış yüzeyi, iç yüzeye göre biraz daha solgun; gövde uzunluğu 10-30 cm. yapraklar, 4-5 adet ve tüysüz ya da hafif tüylü; dalgalı görünümdeki yapraklar, dik ve uzun mızrak şeklindedir.
 
Endemik bir tür olan T. sintenisii Baker in Gard (Muş lalesi) Paul Sintensis tarafından Erzurum yakınlarında ilk kez toplandı. Toplanan soğanlardan bazıları Kew’deki Royal Botanik Bahçesine gönderildi. Gönderilen soğanlar 1891 yılında J. G. Baker tarafından tanımlanarak Garden Chocide yeni tür olarak yayınlandı.
 
Muş lalesi, Muş dışında az da olsa Erzurum, Ağrı, Kahramanmaraş, Gaziantep, Siirt ve Hakkari’de yetişir. Ancak en büyük popülasyonu Muş Ovası’ndadır. Muş sınırları içinde Bulanık Ovası’nda da zengin bir popülasyon vardır. Muş Lalesi’nin, tüm dünyada tanınan, sevilen ve yayılan İstanbul Lalesinin atası olduğu konusunda bazı görüşler vardır.
 
Muş lalesi’nin Muş sınırları içindeki doğal popülasyonu bugüne kadar Türkiye’de geniş bir alana yayılmış olan en geniş lale popülasyonu olarak bilinmektedir. Bölgede yapılan ilk gözlemlerde popülasyonda çok geniş bir çeşitliliğin bulunduğunu, ıslah amaçlı seleksiyonlar için zengin bir kaynak teşkil ettiğini tespit edilmiştir.
 
Lalenin ana yurdu Orta Asya’dır. Anadolu’ya gelmeden önce Hindistan ve Uzakdoğu diyarlarında insanları ne kadar etkilediğini o dönem ki sarayların duvar ve kapı işlemelerinden anlayabiliyoruz. Bir rivayete göre de isminin ‘tulipan’ olmasının sebebi o dönem devlet erkanının başına taktığı tülbente ya da türbana benzemesidir.
 
İstanbul’a baharı getiren lalenin tarihçesi
 
Lalenin Anadolu’ya Girişi
Selçukluların Anadolu’ya taşıdığı çiçek Bizanslılar tarafından Lale çeşitleri çok farkedilemedi. Bu dönemde Türkler saray bahçelerinde bu çiçeğin güzelliği ile keyif çatarlardı. Bir nevi zenginlik ve refah göstergesi olan lalenin Anadolu serüveni Osmanlı etkisiyle hızlandı ve Avrupa’ya doğru yol almaya başladı.
 
İstanbul’a baharı getiren lalenin tarihçesi
 
Avrupa’nın Fethi
Osmanlı Devleti sınırlarını geliştirdikçe kendine ait kültürü de yaymaya devam etti. Sultan Süleyman döneminde elçilerin hediye olarak yanlarında götürmesiyle lale Avrupa diyarlarında büyük ilgi gördü. Bu dönemde kısa boylu ve yaprakları farklı boyutlu yabani lale türü, melezleme yoluyla badem biçiminde, sivri uçlu yapraklı hale getirildi. İstanbul lalesi olarak bilinen bu tür Osmanlı coğrafyasında garip bir çılgınlığa yol açtı.
 
Tulipmania
Sadrazamlardan paşalara kadar herkeste bir lale çılgınlığı başladığı bu dönemde lale soğanlarına servet ödenmeye başlandı. En farklı soğanı yaratabilmek için gizli bahçeler kuruldu, gizli araştırmalar yapıldı. Yeni bulunan türlere özel isimler verildi. Kimi sevgilisine ithafen ‘gönül yakan’ diye isim koyarken, kimisi de şansına güvenerek ‘talih yıldızı’ ismini takmıştı. 
 
 
Bu çılgınlığın zirve noktası Lale Devri diye bilinen zevk ve sefa dönemidir. Bazı kaynaklara göre Çırağan Sarayı’nın bahçesindeki en özel lale olan Taç-ı Kayser çalınmış ve uzun süre aranmasına rağmen bulunamamıştı. Ayrıca bazı lale soğanları için 1000 altından fazla fiyatlar biçilirdi. Bunun nedeni de lale tek başına bir görsellik olmanın yanında musikiyi, zevki ve keyfi getiren bir kültürün sembolü olmasıydı.
 
Hollanda Lalesi
İşin en garip hikayesi şimdi başlıyor. Bu kadar özene ve meraka rağmen Osmanlı lale üretimi ve ticareti konusundaki liderliğini bir yüzyıl kadar sonra Hollanda’ya kaptırdı. Çok geçmeden de lale soğanı alımını tümüyle Avrupa’dan sağlamaya başladı. Ama tek bir fark vardı, Avrupa’dan gelen bu laleler bir kere çiçek veriyor ve ölüyordu. Laleleriyle İstanbul bir anda lalesiz kalmış ve lale kültürü 18.yy’ın sonlarına doğru da neredeyse o rengarenk yıllar yaşanmamış gibi azalmaya başlamıştı.
 
Günümüzde artık her ülkenin özel üretim sahalarında birbirinden farklı birçok çeşitli lale ürettiği biliniyor. Şöyle söyleyelim, Japonya’dan Kanada’ya, Türkiye’den İran’a kadar sayısız ülkede lale festivalleri düzenlenmektedir. Tulipmania bitmedi, çoğalarak sürüyor.
 
 


Türk Aşçı Haberleri Not:
Eğer sizde mesleki haberinizin yada tarifinizin web sitemizde yayınlanmasını istiyorsanız; "Haberini Yada Tarifini Paylaş" sayfamızdaki kriterlere uygun bir şekilde uygun içeriklerinizi bize gönderebilirsiniz. Türk Aşçı Haberleri internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, röportaj, fotoğraf, resim, sesli veya görüntülü şair içeriklerle ilgili telif hakları www.turkascihaberleri.com 'a aittir. Bu içeriklerin iktibas hakkı saklıdır. İlgili haber kopyalanarak başka bir site tarafından yayınlanmaya ihtiyaç duyulduğu takdirde kaynak gösterilerek ve web sitemize link verilerek kullanıması mümkündür.


  • Facebook'ta paylaş

Bu Habere Yorum Yap

   
 
 

Benzer Haberler