Osmanlı’da Ramazan Ayı ve Kadir Gecesi gelenekleri Biliyormusunuz?

Osmanlı’da Ramazan Ayı ve Kadir Gecesi gelenekleri Biliyormusunuz?

Her sene Ramazan bizlere misafir olur. Bizi değiştirmeye, kendimizle buluşturmaya..

Osmanlı’da Ramazan Ayı ve Kadir Gecesi gelenekleri Biliyormusunuz?
3 kıta, 7 denizde 600 yıl hüküm süren Osmanlı Devleti'nde Ramazan ayları her zaman önemli bir yer tutardı. Ramazan ayıyla birlikte adeta Müslüman topraklara huzur yağardı. İlahiyatçı Lütfi Aydın, Osmanlı'da Ramazan ve Kadir Gecesi'nin nasıl geçirildiğini anlattı.
 
Her sene Ramazan bizlere misafir olur. Bizi değiştirmeye, kendimizle buluşturmaya, yalnızlığımızı ortadan kaldırmaya, yeniden değerlerimizi hatırlatmaya gelir Ramazan. Kendimizi onun şefkatli ellerine teslim ederiz. Bu ayın, bir ibadet, Kur'an, sabır, infak ve oruç ayı olduğunu idrak ederiz. Toplu iftarlarımızı hep birlikte yaparak ayrı dünyaların insanı olmadığımızı gösteririz adeta.
 
Ramazanda elde ettiğimiz bu kardeşliğin kalıcı olmasına çalışırız, unuttuğumuz değerleri hatırlayarak yalnız kalmış yüreklerimizi tekrar birleştiririz. Unuttuğumuz değerleri bir kez daha bize hatırlatan Ramazan, adeta yalnız kalmış yüreklerimizin kapısını çalmaktadır her yıl.
 
Gül kokulu sabahlarına uyandığımız, merhamet denilen güzelliğin kalbimizde yeniden yeşerdiği, rehberimiz Kur'an-ı Kerim'in indirildiği, içinde bin geceden hayırlı mücevher gecelerin saklandığı, cennet kokulu Ramazan-ı Şerif. Sayılı günlerin çabuk geçtiği, doyumsuz anların, heyecanın ilk on beş günden sonra yerini bir kırıklığa ve özleme bıraktığı anda gelen bayram sevinciydi.
 
ETLİ YEMEKLER3 kıta 7 denizde 600 yıl hüküm süren Osmanlı Devleti'nde Ramazan ayları her zaman önemli bir yer tutardı. Ramazan ayıyla birlikte adeta Müslüman topraklara huzur yağardı. İşte Osmanlı'da Ramazan ve kadir gecesi gelenekleri;
 
600 yıl boyunca hüküm süren Osmanlı Devleti'nde Ramazan ayı her zaman özel bir yere sahip olmuştur. Devlet adamlarından, Anadolu halkına Müslüman tüm Osmanlı vatandaşları, Ramazan ayında hem evlerinin hem de kalplerinin kapılarını sonuna kadar açıyorlardı. Sınıf eşitsizliğinin ortadan kalktığı Ramazan ayında, varlıklı olanlar ihtiyaç sahibi kimselere kimliklerini belli etmeden yardım etmeye çalışıyordu.
 
Osmanlı'da Ramazan ayında vatandaşların birbirlerine yaptıkları yardımlar da gözle görünür ölçüde artış gösterirdi. Varlıklı bireyler, hiç tanımadıkları semtlerdeki bakkal, manav ve fırınlara girip Zinem Defteri yani veresiye defterini alıp içinden rastgele bir sayfa açar ve söz konusu kişinin borcunu tamamen öderdi.
Ramazan ayının 12. günü Osmanlı'da son derece büyük bir öneme sahipti. Kutsal emanetlerin bulunduğu Has Oda, temizlenir ve gül suyu ile yıkanırdı. Ardından öd ağacı ve amber yakılırdı. Devletin ileri gelenlerinin hazır bulunduğu törende, Padişah tarafından gümüş sandukanın içinden hırka-i saadet çıkartılırdı.
 
ANTEP MUTFAĞIKadir Gecesi'nde, sultanlardan şehir ahalisine kadar geniş bir katılımla düzenlenen Kadir Gecesi törenleri, hatim, dua ve merasimleri, daha çok Ramazan'ın dinî boyutuyla ilgili örneklerdi. Özellikle selâtin camileri ( Sultanların yaptırdığı Camiler ) avlularında açılan Ramazan sergileri, bereketlenen çarşı, pazarlar ve bollaşan çeşit çeşit nimetler, Ramazan'ın iktisadi hayata akseden yanlarıydı.
 
Saray ev ve konaklarda zengin-fakir, davetli-davetsiz herkese açık iftar-sahur ziyafet ve sofraları, bu sofraları bereketlendiren nefis ve leziz ramazanlıklar, Ramazan yiyecek ve içecekleri adıyla anılacak kadar zengindi.
 
Kuran-ı Kerim´de 1000 aydan daha hayırlı olduğu belirtilen kadir gecesi, Osmanlılar zamanında çok canlı olarak kutlanırdı. İslam âlemi için son derece önem taşıyan bu bereketli gece, Osmanlı sarayında ve İstanbul´da diğer kandil günlerinde olduğu gibi mevlid-i şerif ve Kuran-ı Kerim okunarak geçirilirdi. Birçok kişi padişah tarafından saraya davet edilirdi.
 
Osmanlılarda Sultan 2. Mahmut döneminde camiler aydınlatılıp, minarelerde kandiller yakıldığı için mübarek addedilen "Mevlid, Regaip, Miraç, Beraat ve Kadir Geceleri" ne kandil geceleri deniliyordu.
 
Kadir Alayı…
Kadir gecesi kutlamalarına saray erkânı da katılıyordu. Padişah ve saray halkıyla devlet erkânı iftardan sonra kutlamaların yapılacağı camiye giderken, güzergâhta "Kadir alayı" adıyla bir yürüyüş düzenlenirdi. Bundan dolayı alayın geçeceği güzergâhtaki yollar önceden tamir edilir, fenerle, kandiller ve meşalelerle donatılarak aydınlatılır, binalar elden geçirilip boyanırdı.
 
PİLAVLARGüzergâhın uygun yerlerine de halkın alayı rahatça seyredebilmesi için oturma yerleri yapılır, bilhassa harem arabalarıyla seyre gelecek olanlar ve diplomatlar için özel alanlar tahsis edilirdi.
"Muhteşem" olarak nitelenen kadir alayı sırasında haremde bulunan kadınlar ve sultanlar, iki atın çektiği arabalara binerler, meydanda kendileri için ayrılan yerde dururlardı. Namaz bitinceye kadar meydanda atılan fişekler seyredilir ve namazdan sonra kadın efendiler, sultanlar şehirde bir tur atar daha sonra hareme dönerlerdi.
 
Sultan 2. Abdülhamit dönemi kandil gecelerinde davetliler resmi üniformalarını giymiş olarak saraya gelirler, mevlid başlamadan önce padişah ve serasker paşa tarafından rütbe ve protokole göre kabul edilirlerdi. Daha sonra mevlidi icra edecek olan Hamidiye cami baş imamı ve Mızıka-i Hümayun´un müezzinleri yerlerini alırlardı.
 
Padişahın "oturunuz" sözüyle kendileri için hazırlanan minderlere oturan misafirlere mevlid sırasında gülsuyu ve akide şekeri ikram edilirdi.
Kandil alayında İstanbul camilerinin minareleri mahyalarda kandillerden bahseden ayetlerle süslenirdi. 2. Mahmut zamanından beri süregelen bir adet olarak evlere, dükkânlara ve yollara fenerler asılır ve 5 pare top atılırdı.
 
Kadir gecesi günü iftardan sonra teravih namazını kılmak için camiye giden padişah yol boyunca Cuma selamlıklarında olduğu gibi "Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var" nidalarıyla selamlanırdı. Fatih Sultan Mehmet zamanından başlayarak müzeye çevrilinceye kadar 5 asra yakın bir süre Ayasofya Camii'nde düzenlenen Kadir Gecesi kutlamaları İslam dünyasında hiçbir camiye nasip olmayan bir ihtişamla yapılırdı.
 
KÖFTE TARİFLERİKadir Gecesi için Beşiktaş sarayı sahilinde bulunan Ertuğrul, İstanbul, Aynalıkavak vapurları ve diğer gemilerle Galata Yangın Kulesi kandillerle aydınlatılarak, fakir fukaraya sadakalar dağıtılmış, Hazine-i Celil-i Evkaf-ı Hümayun tarafından Beşiktaş´ta Sinan paşa Camisi´nde ve Yıldız Sarayı´nda iftar sofraları kurulurdu.
Topkapı Sarayı´nda Kadir Gecesi…
Osmanlı Devleti'nin sonlarına doğru padişahlar Topkapı Sarayı´nı terk edip Dolmabahçe Sarayı başta olmak üzere diğer dış saraylarda yahut mevsimlik köşklerde otururlardı. Fakat Kadir geceleri mutlaka Topkapı Sarayı´na gelip atalarının evinde iftar eder, yatsı ve teravih namazlarını da şeyhülislam hazretlerinin arkasında Topkapı Sarayı´nda kılarlardı.
 
Ardından yapılan Kadir Gecesi dua törenine katılır, hatta bazen Topkapı Sarayı´nda gecelerlerdi. Padişahlar geldiğinde Topkapı Sarayı´nda mükellef bir iftar sofrası kurulması ve padişahın özel olarak hazırlanmış yumurta yemesi bir hanedan geleneğiydi. Bu yumurtaya "Yumurta-i Hümayun" denir, özenle hazırlanırdı.
 
İşte bu bilgiler bize Osmanlı döneminde Ramazan ayının ve Kadir gecesinin nasıl idrak edildiğini en güzel şekilde tasvir etmektedir.
 


Türk Aşçı Haberleri Not:
Eğer mesleki haberinizin yada yemek tarifinizin sitemizde yayınlanmasını istiyorsanız; "Haberini Yada Tarifini Paylaş" sayfamızdaki prosedürleri inceleyerek gönderebilirsiniz. Yapılacak kısa değerlendirmeden sonra haberin altında sizin isminiz olacak şekilde içeriğiniz sitemizde yayınlanacaktır.


  • Facebook'ta paylaş

Bu Habere Yorum Yap

   
 
 

Benzer Haberler

WhatsApp chat WhatsApp Danışma Hattı